Kayıtlar

bundan böyle

Bundan böyle sadece " https://kitappinarim.tumblr.com/ ", " https://twitter.com/kitappinarim " adreslerindeyim.  Yaşamı güzelleştiren, insanı hayata bağlayan, öz duygularla zenginleştiren edebiyattır. (Suut Kemal Yetkin)

Gamsız'ın Ölümü

Resim
Reşat Nuri Güntekin'in beğeniyle bir o kadar da hüzünle okuduğum hikâyelerinden biridir "Gamsız'ın Ölümü". Aşağıdaki metin 11. sınıf kitabında yer alıyor olsa da her kademeden öğrenci hemen hemen aynı ilgi ve hüzünle okur bu parçayı. Sınıfta rahatlıkla okunup işlenecek metinlerden biridir. Üzerine söylenecek o kadar çok şey var ki sınıf içerisinde öğrencilerle birlikte hangi rüzgârlarla nerelere savrulacağınızı asla bilemezsiniz. Her sınıfın, her öğrencinin muhayyilesinde ya da hayatının bir noktasında ona eşlik etmiş bir "Gamsız" mutlaka vardır. Bu sebeple  hikâyeyi buraya da almak istedim. GAMSIZ’IN ÖLÜMÜ O sabah, ana mektebinin bahçesinde fevkalâde bir telaş ve canlılık vardı. Talebe bayramı günüydü. İlk ve orta mektepler, kafile kafile marşlar söyleyerek sokaklardan geçiyor, şehrin uzak mesirelerine dağılıyorlardı. En ihtiyar talebesi altı yaşında olan bu ana mektebinin o kadar uzaklara götürülmesine imkân yoktu. Onlar, bayramlarını -kendi min...

Güzel şiirlerdeki canlılık

Resim
“Nasıl yazdığımı ben de açıkça bilmiyorum, dersem şaşmayınız. Şiirde bu hiç belli olmaz. Yemek yerken ya da yolda giderken bir mısra geliverir, galiba Valéry’nin yukarıdan inen dizesi gibi bir şey. Bakarsınız, o zamana kadar karanlık gördüğünüz bir dünya birdenbire aydınlanmış. Artık o dize kılavuzunuz olur, yazacağınız şiiri, konusunu, biçimini, boyunu bosunu, hepsini o belirler. Ve o şiir bitinceye kadar siz işgal altında bir memleket gibisinizdir. Dairede çalışmanızı, yemenizi, gezmenizi, uykunuzu ona ayırmak zorundasınız. Şiir bitmeden bu hantise’den (saplantıdan) kurtulamazsınız. Bu arada kalbinizin, sinirlerinizin, kafanızın, hatta kollarınızın ve ayaklarınızın akıl sır ermez bir işbirliği ile çalıştığını görürsünüz. Gerçekten güzel şiirlerdeki canlılık belki de buradan geliyor. Şiirle hayat arasındaki bu sıkı ilişkiye inandığım içindir ki, şiiri hiçbir zaman bir düşüncenin kanıtlanması, bir dâvanın savunulması, bir felsefe sisteminin sunulması olarak düşünmedim. Şiirin yapısının...

Küçülen Dünya

Resim
Bir önceki yazımda okuldaki ders kitaplarından söz etmiş ve bazı metinlerin öğrencilere pek de hitap etmediğine değinmiştim. Bu sebeple "edebiyat pınarım"da ders esnasında okunup işlenebilecek metinlere de yer vereceğim bundan böyle. Bu metinleri önceki yılların ders kitaplarından seçeceğim. Önceki yıllarda sınıf içerisinde okuyup değerlendirdiğimiz metinler olacak bunlar. Metinlerin sonuna da işlenişle ilgili ufak hatırlatmalar eklemeyi düşünüyorum. Böylelikle derslerde faydalanabileceğimiz  güzel bir arşiv hazırlamış olurum. Hem kim bilir,  belki sizin de hoşunuza giden metinler çıkar karşınıza ya da öğretmenseniz siz de derslerinizde bu metinlerden yararlanabilirsiniz belki. İlk metnimiz "mektup" türünde. Artık mektupların işlevini yitirmeye başladığını düşünürsek öğrencinin ilgisini çekebilecek örnekler gerekiyor, bunu bulmak da her zaman mümkün olmuyor. Aşağıdaki metin, tam hatırlamıyorum ama, 7. ya da 8. sınıf kitabından bir örnek. Gerçi düzey belirle...

Edebiyat kitapları

Resim
Epey zaman olmuş buraya uğramayalı. Arayı bu kadar açacağımı tahmin etmemiştim.  Neyse uzatmayayım, şimdi buradayım nasılsa. "Edebiyat kitapları" dedim başlığa. Son birkaç yıldır lise müfredatı ve kitapları sürekli değişiyor. Bu değişikliklerden ötürü bu yıl kullandığımız kitabı bir sonraki yıl kullanamıyoruz çoğu zaman. Yeni kitap, farklı metinler, farklı açıklamalar demek. Çünkü bir kitapta kullanılan örnek metin, diğer kitapta farklılık gösteriyor genellikle. Bazı metinlerin seçiminde ne yazık ki gereken özen gösterilmiyor bazen. Çok uzun, öğrencinin ilgisini pek de çekmeyen metinler kitapların işlevini azaltıyor. Edebiyatı seven kişiler için cazip olan metin ve açıklamalar günümüzün lise öğrencilerine uzak düşebiliyor kimi zaman. "edebiyat pınarım"da  bundan böyle  ders kitaplarından seçtiğim metinleri "okuma parçası" etiketiyle sizlerle paylaşmayı düşünüyorum. Birçoğunun, sizlerin de ilgisini çekeceğini umuyorum. Öğretmen arkadaşlarım da d...

Öncelikler

Resim
Hayatta önceliklerimiz vardır. Bazen sıralama değişiverir. Beklenmedik durumlar nelerin hangi sırada yer alacağını ya da alması gerektiğini yeniden düşünmemize yol açar. "edebiyat pınarım"da ilk yazımı 5 Nisan 2018'de yazmışım. O günden bu güne sizlerle pek çok yazı paylaştım. Daha önceki yazılarımda da zaman zaman değindiğim gibi her iki bloğum da benim için arşiv niteliğinde. "kitap pınarım"da okuduğum kitapları kayıt altına alıyorum, burada yani "edebiyat pınarım" da ise edebiyatla ilgili bilgileri. Ancak zaman her şeye yetmiyor. Dolayısıyla bundan böyle "edebiyat pınarım"da her hafta sizlerle birlikte olamayacağım. Malum "öncelikler". Yeni yazılarımdan haberdar olmak için " twitter " hesabımı takibe alabilirsiniz. Böylelikle bloğumda yaptığım güncellemeleri takip etmeniz daha kolay olur diye düşünüyorum.  Bir sonraki yazıda görüşmek üzere şimdilik hoşça kalın, edebiyatla ve kitapla kalın.

Nitelikli edebiyat mı?

Resim
Edebiyatı nitelikli ve niteliksiz diye ayırabilir miyiz? “Nitelikli edebiyat” diyorsak bunun dışında kalanlara da “niteliksiz” dememiz gerekmiyor mu? Peki, “edebiyat” “niteliksiz” olabilir mi? Edebiyatın ruhunda, edep, kalite, nitelik yok mudur? Tüm bunlar nereden aklına geldi derseniz… "Türk Edebiyatı" yerine "Çok Satılanlar" desek Son günlerde medya fenomeni olmuş yazarların (!) kitaplarıyla ilgili bir röportaj yapılmış sektördeki bazı isimlerle. Yazının başlığı da “ Nitelikli edebiyat sosyal medyaya yeniliyormu? ” Konu Nilgün Bodur’un kitabındaki cümlelerden açıldı bir süre önce. “Anne Frank’ın Hatıra Defterinden” alıntılandığı iddia edilen ifadeler ortalığı karıştırdı. Hoş o cümlelerin Anne Frank’a ait olduğu da tartışılıyor ya, o da ayrı bir konu. Bununla ilgili olarak bir önceki yazım “ İntihal nedir? ”e bakabilirsiniz. Neyse edebiyat sosyal medyaya yeniliyor mu, sorusunun cevabı için yukarıda adı geçen röportajdan yola çıkalım. ...

İntihal nedir?

Resim
Özellikle son yıllarda gittikçe artan “intihal” bugünkü başlığımız. Bu konuya değinmek istedim; çünkü son yıllarda artan bu tip kullanımlar edebiyatın o naif dünyasını zedelerken gençlerin de kafasını oldukça karıştırıyor. Ünlü şairlerin ya da yazarların sözleri hatta şiirleri, yazıları değiştirilerek sanki yeni yazılmış gibi aktarıldığı için eserin asıl yazarı hakkında kafalarda soru işaretleri oluşabiliyor. Özellikle genç yazarların (!) tercih ettiği bu yöntem ne kadar sağlıklı tartışılır. Tartışılır diyorum; çünkü “yaratıcı yazarlık” adı altında yapılan bazı çalışmalar bunun normal olduğunu empoze etmeye çalışıyor. Eskiden de böyle çalışmalar yapıldığından dem vurarak yazar adaylarına çeşitli önerilerde bulunabiliyorlar. Konuyu detaylandırmadan önce bazı sözcüklerin sözlük anlamlarına bakalım. TDK’nin internet sitesi bu konudaki en büyük yardımcılarımdan. intihal: aşırma aşırma: edebiyat Başkalarının yazılarından bölümler, dizeler alıp kendisininmiş gibi gösterme veya...

Okuma Sanatı

Resim
Okuma bir gaye değil, bir araçtır. Okumanın sonunda bir fayda elde edilmelidir. Günümüze ışık tutmuyorsa tarih okumanın; öz varlığımızı düzeltmeyecekse ahlak okumanın bir gerekliliği yoktur. Örneğin marangozluk kitabını tekrar tekrar okuduktan sonra, onunla hiçbir şey yapmayan adam, gayretli bir okuyucu, fakat bir nevi delidir. Goethe ’ye göre: «Okumayı öğrenmek, sanatların en gücüdür.» İnsan; bir kitabı okuduktan sonra, eskisinden daha akıllı hareket edebilmeli; şunun bunun sözlerinden daha az aldanmalı; her şeyi daha açık görmeye, daha derin hissetmeye başlamalıdır. Güzelliği daha çok anladım; daha nazik, daha neşeli, daha mutlu oldum; düşüncelerim gelişti; hayatı ve insanları daha iyi kavradım; yaşama gücüm, hayata karşı cesaretim arttı diyebilmelidir. O zaman okuma boşa gitmemiştir. Bunları söyleyemezseniz, siz de marangozluk kitabını okuyan, fakat boş sandıklar üzerinde çoluk çocuğu ile yemek yemeğe mahkûm olan adama benzersiniz. Kitap okurken rastgele, gevşek ve y...

Çehov kimdir?

Resim
anton çehov 1860’da Taganrog’da doğan ANTON PAVLOVİÇ ÇEHOV , kısa hikâyeleri ve sahne oyunları ile ün kazanan bir Rus yazarıdır. Eserleri Rusya’da olduğu gibi Batı Avrupa’da ve Amerika’da da günümüzde de büyük bir ilgi görmektedir. Çehov’un hikâyeleri birbirlerini pek anlamayan, bu yüzden yalnız kalan orta halli erkeklerle kadınları ele alır. En tanınmış hikâye kitapları şunlardır: “ Kaştanka ” (1887), “ Step ” (1888), “ Düello ” (1891), “ Sevgili ” (1898). Oyunlarında pek az dramatik hareket vardır. Tıpkı hikâyelerinde olduğu gibi oyundaki kahramanları da yaşamayı zor ve oldukça anlamsız bulurlar, çünkü yaşamanın nedenini ararlarken ilişkilerinde birbirlerini anlayamayacak bir sonuca varırlar. Yazarın en ünlü oyunları şunlardır : “ Martı ” (1896), “ Vanya Dayı ” (1897), “ Üç Kızkardeş ” (1901), “ Vişne Bahçesi ” (1904). Anton Çehov Moskova Üniversitesinde tıp öğrenimi yaptı. Üniversiteden sonra bir yandan doktorluk yaparken bir yandan da ailesine yardım etmek amacı...