Kayıtlar

Küçülen Dünya

Resim
Bir önceki yazımda okuldaki ders kitaplarından söz etmiş ve bazı metinlerin öğrencilere pek de hitap etmediğine değinmiştim. Bu sebeple "edebiyat pınarım"da ders esnasında okunup işlenebilecek metinlere de yer vereceğim bundan böyle. Bu metinleri önceki yılların ders kitaplarından seçeceğim. Önceki yıllarda sınıf içerisinde okuyup değerlendirdiğimiz metinler olacak bunlar. Metinlerin sonuna da işlenişle ilgili ufak hatırlatmalar eklemeyi düşünüyorum. Böylelikle derslerde faydalanabileceğimiz  güzel bir arşiv hazırlamış olurum. Hem kim bilir,  belki sizin de hoşunuza giden metinler çıkar karşınıza ya da öğretmenseniz siz de derslerinizde bu metinlerden yararlanabilirsiniz belki. İlk metnimiz "mektup" türünde. Artık mektupların işlevini yitirmeye başladığını düşünürsek öğrencinin ilgisini çekebilecek örnekler gerekiyor, bunu bulmak da her zaman mümkün olmuyor. Aşağıdaki metin, tam hatırlamıyorum ama, 7. ya da 8. sınıf kitabından bir örnek. Gerçi düzey belirle...

Edebiyat kitapları

Resim
Epey zaman olmuş buraya uğramayalı. Arayı bu kadar açacağımı tahmin etmemiştim.  Neyse uzatmayayım, şimdi buradayım nasılsa. "Edebiyat kitapları" dedim başlığa. Son birkaç yıldır lise müfredatı ve kitapları sürekli değişiyor. Bu değişikliklerden ötürü bu yıl kullandığımız kitabı bir sonraki yıl kullanamıyoruz çoğu zaman. Yeni kitap, farklı metinler, farklı açıklamalar demek. Çünkü bir kitapta kullanılan örnek metin, diğer kitapta farklılık gösteriyor genellikle. Bazı metinlerin seçiminde ne yazık ki gereken özen gösterilmiyor bazen. Çok uzun, öğrencinin ilgisini pek de çekmeyen metinler kitapların işlevini azaltıyor. Edebiyatı seven kişiler için cazip olan metin ve açıklamalar günümüzün lise öğrencilerine uzak düşebiliyor kimi zaman. "edebiyat pınarım"da  bundan böyle  ders kitaplarından seçtiğim metinleri "okuma parçası" etiketiyle sizlerle paylaşmayı düşünüyorum. Birçoğunun, sizlerin de ilgisini çekeceğini umuyorum. Öğretmen arkadaşlarım da d...

Öncelikler

Resim
Hayatta önceliklerimiz vardır. Bazen sıralama değişiverir. Beklenmedik durumlar nelerin hangi sırada yer alacağını ya da alması gerektiğini yeniden düşünmemize yol açar. "edebiyat pınarım"da ilk yazımı 5 Nisan 2018'de yazmışım. O günden bu güne sizlerle pek çok yazı paylaştım. Daha önceki yazılarımda da zaman zaman değindiğim gibi her iki bloğum da benim için arşiv niteliğinde. "kitap pınarım"da okuduğum kitapları kayıt altına alıyorum, burada yani "edebiyat pınarım" da ise edebiyatla ilgili bilgileri. Ancak zaman her şeye yetmiyor. Dolayısıyla bundan böyle "edebiyat pınarım"da her hafta sizlerle birlikte olamayacağım. Malum "öncelikler". Yeni yazılarımdan haberdar olmak için " twitter " hesabımı takibe alabilirsiniz. Böylelikle bloğumda yaptığım güncellemeleri takip etmeniz daha kolay olur diye düşünüyorum.  Bir sonraki yazıda görüşmek üzere şimdilik hoşça kalın, edebiyatla ve kitapla kalın.

Nitelikli edebiyat mı?

Resim
Edebiyatı nitelikli ve niteliksiz diye ayırabilir miyiz? “Nitelikli edebiyat” diyorsak bunun dışında kalanlara da “niteliksiz” dememiz gerekmiyor mu? Peki, “edebiyat” “niteliksiz” olabilir mi? Edebiyatın ruhunda, edep, kalite, nitelik yok mudur? Tüm bunlar nereden aklına geldi derseniz… "Türk Edebiyatı" yerine "Çok Satılanlar" desek Son günlerde medya fenomeni olmuş yazarların (!) kitaplarıyla ilgili bir röportaj yapılmış sektördeki bazı isimlerle. Yazının başlığı da “ Nitelikli edebiyat sosyal medyaya yeniliyormu? ” Konu Nilgün Bodur’un kitabındaki cümlelerden açıldı bir süre önce. “Anne Frank’ın Hatıra Defterinden” alıntılandığı iddia edilen ifadeler ortalığı karıştırdı. Hoş o cümlelerin Anne Frank’a ait olduğu da tartışılıyor ya, o da ayrı bir konu. Bununla ilgili olarak bir önceki yazım “ İntihal nedir? ”e bakabilirsiniz. Neyse edebiyat sosyal medyaya yeniliyor mu, sorusunun cevabı için yukarıda adı geçen röportajdan yola çıkalım. ...

İntihal nedir?

Resim
Özellikle son yıllarda gittikçe artan “intihal” bugünkü başlığımız. Bu konuya değinmek istedim; çünkü son yıllarda artan bu tip kullanımlar edebiyatın o naif dünyasını zedelerken gençlerin de kafasını oldukça karıştırıyor. Ünlü şairlerin ya da yazarların sözleri hatta şiirleri, yazıları değiştirilerek sanki yeni yazılmış gibi aktarıldığı için eserin asıl yazarı hakkında kafalarda soru işaretleri oluşabiliyor. Özellikle genç yazarların (!) tercih ettiği bu yöntem ne kadar sağlıklı tartışılır. Tartışılır diyorum; çünkü “yaratıcı yazarlık” adı altında yapılan bazı çalışmalar bunun normal olduğunu empoze etmeye çalışıyor. Eskiden de böyle çalışmalar yapıldığından dem vurarak yazar adaylarına çeşitli önerilerde bulunabiliyorlar. Konuyu detaylandırmadan önce bazı sözcüklerin sözlük anlamlarına bakalım. TDK’nin internet sitesi bu konudaki en büyük yardımcılarımdan. intihal: aşırma aşırma: edebiyat Başkalarının yazılarından bölümler, dizeler alıp kendisininmiş gibi gösterme veya...